Masal: Karayumak ile Akyumak
İkindi ezanı okunmak üzereydi. Zilin çalmasıyla beraber çocukların şen şakrak bağrışları köyün her tarafından işitiliyordu. Mavi gözlü minik tavşanların barınak, kargalarında ise bir nevi gözlemevi olarak kullandıkları meşe ağacı pek neşeli görünüyordu. Onun neşeli hali bu sevimli hayvanlara ev sahipliği yaptığından mıdır bilinmez ama gençliğinden beri üzüldüğü çok nadir görülmüştü. Bu neşeli meşenin gölgesinde iki tane kedi görülüyordu. Siyah renkli uzun tüylü ve kısık gözlü olanına, adeta bir yumağı andırdığı için Karayumak deniyordu. Yanındaki beyaz kedi ise zayıf olmasına rağmen eşi Karayumaktan dolayı Akyumak diye tanınmıştı. Karayumak gözünü daldan hiç ayırmıyordu. Bunu gören eşi Akyumak ‘’neden meşenin dalına bu kadar dikkat kesildin a benim karayumağım dedi’’ Kara yumak ise tel tel bıyıklarını patisiyle kaşıdıktan sonra ‘’hazır çocuklar her tarafa koşturup tozu dumana katmışken fırsattan faydalanıp şu daldaki şişman kargayı bir güzel tutup afiyetle yesek mi diye düşünüyor...