Kayıtlar

Beylik Tabancası

Resim
 Monarşi zamanından kalma devlet marşının çaldığı, ihtilalden sonra muhalif seslerin yükseldiği bu sokakta geçmiş onca anılarının ona yabancı geldiğini hissetti. Anılarından kaçmak istercesine adımladığı, her köşe başında yaşayamadığı aşkların onmaz sefilliğiyle karşılaştığı bu mahalde önünü görememenin çaresizliğini hissederek bir an önce akşam olmasını bekledi. Beyninin içinde idam mangasına ateş emri vermekte olan genç subayın menziline kurşundan önce ulaşan, yürek hoplatan sesini işitti. Her geçtiğinde ilk defa geçiyormuş izlenimi veren ara sokakdan eve ulaştığında çoktan hava kararmıştı.   Zifiri karanlıkta kalmış gözlerle yokladığı kapının kolunu anahtara gerek duymamanın rahatlığıyla indirdi. Eve girdiği zaman odanın dağınıklığı küreselcilerin yeni dünya düzeni söylevleri karşısında ona özgürlüğün hissini tattırdı. Cebindeki son meteliğe aldığı tam buğday unlu köy ekmeğini ve yarım kalan hayallerini dededen kalma çiçek desenli koltuğun yanındaki boş mas...

uyuklar bir dilde

Resim
  mutlu bir yakarış derin bir ah çekiş siyah ceket styopa bogdanoviç ve müteveffa berlioz kara kare gözlük -kurşun onu öldürmeyecek- yavaşlayan hareket karanlığa doğru; "bükerek ellerini, lanetler etti  onu çembere alan kötülüğe" matrix boşluk matrix  -iki kere iki hâlâ dört ediyor- sarmallar bir ve bir sonsuz siyah kedi ağzını sildi; "maskaralık etmiyorum, kimseye de kötülüğüm dokunmuyor, gazocağımı onarıyorum"  çapraşık ve zikzak -istihsal gerçekleşmedi- zihinsel çağrışımlar bir dört iki üç bu bir şifre sinîk davranışlar göz seğiriyor "kalaşnikof ve çikolata" mutlu azınlık "Son parlama en uzundur" Derin bir ah çekiş Ve -uyku- Yazan: Ömer Talha Tuzla / İstanbul    27.02.22 *her hakkı mahfuzdur.

Kara Yorga

Resim
  Elde patates, Şakakta altıpatlar. Bağımsızlık: Sovyetlerden kalma radyoda sıska bir marş. Gözalıcı kostümler, beyaz ten, çekik göz, kavruk bakış ve bitmeyen dans: Kara Yorga. Farkındalık uyandırmayan koku. Gaz kaçağı ve isyan. "Boom!". Şarkıyı kesen ses. Ohal: Sadece yaşamayanlar dışarı çıkabilir. Gürültülü sessizlik. Bir ülke üç günde yıkılabilir... Yazan: İbrahim Enes 13.01.22 Tuzla / İstanbul *Her hakkı mahfuzdur.

Sen ve ben, hâlâ iki aşık

Resim
  "Sen ve ben, yeniden doğacağız Gelecekte başka bir yer başka bir zamanda Hindu kardeşlerimizin tüm söyledikleri doğruysa Uçan nesneler çağında Sen ve ben, hâlâ iki aşık Ve birbirimize diyeceğiz ki O zaman da seni seviyordum şimdi de seviyorum Çünkü yine eğlenceyi bulacağız Yine görkemli kumarhaneleri gezeceğiz Yine aya uçuracaksın beni Belki de beni uçurduğun o ay Phobes  veya deimos olacak Riger 9 yıldızından medyum kurtçuklar Yaptığımız her şeyi kontrol edecekler Önceden yaşadığımızı düşünmemizi sağlayacaklar 3010 yılında tıpkı 1962 gibi Fazla bir değişiklik bekleme, dostum O zaman da böyleydi, şimdi de" Futurama: Into the Wild Green Yonder edit: omertalha

Dedem Ve..

Resim
Yusuf kuyuya atıldığında derinleşen mana  Ne kadar derine inerse o kadar göğe eriyor Ardımız sıra dizilen ezan sesleri kayboluyor her vuruşunda ökçesine bir askerin kel adamlar ve seyrelen saflar dedeme gazyağının nasıl koktuğunu anımsatıyor Zemheride terleyen dedem  şimdilerde ona karakış derler  Bilmezdi eski zamanlarda yok ne demek Çünkü yokluktan geldi Yok onun için göz yaşıyla ıslanmış bir mendil Sevdiğinin mezarını kendi eliyle sildiği  bir mermerdi Ağıt yakmazdı ama haykırırdı Sen ey sağır hayatların felçli elleri Çıkar kuyundaki hakikati Yapıştır alnımızın en okunaklı yerine. İbrahim Kavas Meram / Konya

Romalı İki Savaşçının Kalkanı Değil

Resim
  Romalı iki savaşçının kalkanı değil  güneşin ışınlarını aya yansıtan Semerkanttaki iki dilencinin tası değil Harap sebilden köpeğin su içtiği Uzun ve kalın botlara bak  Bayağı askerlerin giydiği Gök yıldızının kara pürüzlü yüzeyi Ey sıcak vuruşların enli erleri yüzünüzü buruşturan ekşi erikler değil sıcak vuruşların, vuruluşların  nereden geldiği belli olmayan kurşunla ölmek  Faili meçhul cinayete gitmek gibi Hepimiz kurşun atıyoruz  Ama hangileri düşman safına düşüyor Hepimiz düşmana kurşun atıyoruz Ama hangileri safralarını deşiyor Hepimiz hain düşmana kurşun atıyoruz Hangimiz hıyanetlerinin ortağı değil Taze ölümlerin açtığı baharı Çürümüş bedenlerin kapattığı kar Rahat bir nefes almanızı sağlıyor Birileri açarken toprağın bağrında Ötekiler saklanıyor öteden beri  beton toprakların tahtında Romalı iki savaşçının kalkanı değil Güneş ışınlarını aya yansıtan Senin parlayan bedenindir kardeşim Vur ki gök kubenin yıldızları yere dökülsün Vur ki deniz y...

Yolda Rûya

Resim
  "Çarşulardan geçtim" bir eski zamandı Ayaklarımda tarihin tozu yüreğimde feza Bir çığırtkandır bağırır; 'ed-dükkânu lil-isti'car' Tevakkuf ettim önünde dedim eski zamandır. Kiralamaya bu dükkanı acep bende sikke var mıdır Karıştırdım cebimi üç beş metal çınladı Uzattım vermek için dedi bir garip zamandır Dükkanı kiralamaya acep malın var mıdır Dedim önce dükkanı halledeyim sonra mal hazır durur Dedi fani zamandır dünyalık çabuk geçip durur Ve dedi Kervan ilk cenuptan hayli uzaktır. Yetişmeye acep tayyi mekan var mıdır? Dedim bir acaib zamandır istimale acep bir uçan halı var mıdır Dedi bu bir rüyadır tahakkuku için sende uyku var mıdır Dedim ne rüyaya ne de hayale bende göz vardır Ve dedim bir garip yolcuyum himmeti ile gezerim Evliya çelebi nam zatı muhteremin Dedi bir garip zamandır himmete nail olan pek nadir adamdır Dedim zümrüdü ankanın bende yeri varmıdır Dedi anka bir kuştur pek çok yeri vardır Dedim bizde durak var mıdır Dedi sen de yürek var mıdır? Ay...